Sahillerde su belli bir derinliği geçtikten
sonra uyarı amaçlı ipli bidonlar vardır ya yazarken de tecrübesiz bir yüzücü
gibi o bidonların gerisinde, güvenli bölgede kalmak istiyorum. Neden bilmem. Daha
derine inip kendimi açık etmek istemiyorum belki okuyacak olanlara. Hatta belki
kendimden bile çekiniyorum. Kendimin derin hali ile karşılaşmaktan bir adım
geri duruyorum. Ama kanımca büyük yazarlar cesurca -ya da belki başka
sebeplerle mesela umursamazlıktan- o sınırları rahatça geçebilen kişilerdir. Şu
an aklıma gelen bazı örnekleri bile yazmadım mesela çünkü gerek yok. Nihayetinde
insanız işte hepimiz bir sürü saçmalığımız, arızamız var. Byung-Chul Han’ın
Palyatif Toplum’unda bahsettiği gibi acıdan kaçınmak için yapıyoruz birçok
şeyi. Hep diğer insanların huzuruna çıkarken hazırlanıyoruz mesela. O gün
kimseyle görüşmeyeceği belli olan birisinin en özenli günü olduğu kaç sefer
görülmüştür? “Cehennem başkalarıdır” demiş Sartre. Bizler neyiz o halde? Melek olamayız, Şeytan
da zeki kaçar. Bizden ancak zebani olur. Hem yeni yıl da yaklaşıyor. Zebanilik
asgari ücretine zam gelecekmiş. ….
Kaslarım ağrıyor hem de sebepsiz yere-en
azından bana göre-. Bu mevsimlerde üzerime bir ağırlık çöküyor. Zaman zaman öküzden
bile ağır belki ama kaygıdan iyidir. O daha kötü. Ben kendimle mutsuzluğa da
varım.(Savcı Esra’ya selam olsun!) Biraz daha özgür ve konforlusu işimi görür
gibi. Ama insanoğlu asla yetinmez! Kendime cevap anlamında bunu rahatlıkla
söyleyebilirim. Arzularını frenleme konusunda kendimi görece başarılı bulsam da
illa ki bir şeyler çıkacaktır. Daima keyfimi kaçıracak bir kılçık bulurum.
Gerçi diplerdeyken de keyif alınacak “olsun be hayallerimizi de satmadık ya”
seviyesinde bir teselli bulurum. Sorun Real Nihilism takımına karşı
Pollyannaspor’un güçsüz kalması. Tokadı yiyoruz maçın sonunda ama golümüz de
var yani -şeref golü de olsa. Neyse önümüzdeki maçlara bakacağız…
Bu pesimistik bulutlar niye sıklıkla gelip
benim üstüme yağıyor kim yolluyor ulan bunları? Nerenikanın oyunu bunlar? diye
de düşünmedim değil. Dedim acaba sınıfsal mı bu mutsuzluk ama çık aga öyle
değil. Öff Püfozz kadar paran da olsa ligin sonunda mutsuzluk şampiyon bence.
Şimdi mesela çok uzun yıllar sonra öngöremeyeceğimiz bir yaşam formu gelse de
çatlak ve titrek bir ekrandan bu yazıyı çözüp okusa güzel bir sahne. Hayat da öyle
işte geneli çok da bir numarası olmayan bir dram. Ama güzel sahneleri de yok
değil haa!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder